yine ben ;)

blog aç kapa aç kapa bir hal olmuştum ki sonun da anladım..bir çok iş arasında bu işi yapmak zor oluyor..biz de dedik ki birlikte bir blog açalım..üç-beş kişi..sesimizi ordan duyuralım..belki vatanı milleti de kurtarırız ;) ne demişler ülkede ‘’suya sabuna dokunma mantığıyla yaşarsan,KİRLENİRSİN”

 neyse lafı uzatmayayım bu blog kapanmıştı zaten belki eskilerden şöyle bir bakıp çıkanlar var ise bu bloga artık yeni yerin adresini vereyim..

görüşmek dileğiyle ;)

taşınıyorum hatta taşındım :)

solangunebakan.jpgNedendir bilinmez ben bu wordpress’e bir türlü alışamadım…çok yavaş…ayrıca youtube video eklemek deveye hendek atlatmak gibi geliyor :) gerçi ben hiç deveye hendek atlatmadım ama :)   hem hiç bir şablonu da bana uymuyor,blogger de hoş şablonlar var…bu nedenlerden dolayı blogger e taşınıyorum….” hatta taşındık efem :) burdaki linkleri oraya taşımak gerekecek.ilk fırsatta yapacağım…bu arada orhan pamuk’un nobel konuşmasını çok beğendim ”babamın bavulu” adlı konuşması…şimdi ne alaka diyebilirsiniz bilmem aklıma geliverdi…neyse ben yeni adresimi yazayım.

http://themusty.blogspot.com  bekleriz efem : )

üniversite

”Genç Bakış” programında kavga çıktı

 19.jpg Abbas Güçlü’nün sunduğu Genç Bakış programında kavga çıktı.Gazi Üniversitesi’nde yapılan programın konuğu Aydın Menederes’ti. Tam Aydın Menderes, altmışlı ve yetmişli yıllardaki gerginliklerin geçmişte kalması gerektiğini söylediği sırada, üniversiteli gençlerin yumruklu kavgası başladı.       Önce gençleri sakinleştirmeye çalışan Güçlü daha sonra yayına bir süre ara verilmesini istedi. Ancak bu arada yumruklar yine de havada uçuştu ve reklamlara girildi…

işte o görüntüler….”gazi de kavga”

üniversiteler farklı fikirlerin birbirleriyle kafa kafaya vurma yeri değil kafa kafaya verme yeridir…

genç siviller rahatsız

10b.jpgblogu açtıktan beri ”apolitik genç” tavırlarını sürdürmekteyim.Ama bu nereye kadar gidecek içimde ki o muhalif yön yine kendini gösterdi.Nasıl mı gösterdi sayın pek muterem ”ertuğrul özkok”ün yazısını okumam ile…oynat uğurcum ne demiş ertuğrul özkok tek tek pozisyonları inceleyelim…evet oynat uğurcum..

”28 Şubat, Türkiye’de “dinci” kesimin en azından bir bölümünün Milli Görüş’ten koparak demokratik bir zihniyete gelmesinde çok etkili olmuştur”

 burayı durdur uğurcum…bi saniye ne dedi…”28 şubat ile milli görüş demokratikleştirilmiş mi?”  ya bi saniye acaba ben yanlış mı biliyorum ”28 şubat anti demokratik bir hareket değil miydi?” bu bir çelişki değil mi?

tamam kabul ediyorum ”milli görüş” tam demokrat değildi burada sorun yok kabul.peki 28 şubat post modern hareketi ne derece demokratik idi?yani demokrat değiller diye şikayet ettiğimiz bir grubu anti demokratik hareketlerle demokratlaştımak,demokratik midir?

hani meşhur bir tabir vardır ”genç subaylar rahatsız derler idi” bazılarının ”darbe kokan” yazılarından da ”genç siviller rahatsız”

uğurcum pozisyon off side…

Biz ne zaman ayrı düştük?

20061120124232.jpg

”Biz ne zaman ayrı düştük”? İşte bu soru ile başlıyor zaman gazetesi’nin yeni reklam filmi.Ben çok beğendiğimi söyleyebilirim.Bir tablo çizerek başlıyor reklam filmi, mevcut durumu çok iyi özetletleyen.Daha sonra çarpıcı o soru geliyor ”biz ne zaman ayrı düştük?” ve cevap: ”anlamaktan vaz geçtiğimiz zaman” son günler de izledeğim en anlamlı reklam filmiydi diyebilirim.Ekrem dumanlı’da köşesinde reklam filmini çok güzel değerlendirmiş.Köşe yazısında özellikle şu bölümlere dikkat çekmek gerek sanırım.

Bu soruyla başlıyor Zaman’ın 20. yıl reklâmı. Bu sualin öncesinde görüntüler geliyor kare kare. Bilgisayar oyununda şiddete kilitlenmiş bir çocuk, okul koridorunda kavga eden iki genç, sofra başında tartışan karı-koca, trafikte birbirine saldıran iki sürücü, stadyumda birbirine giren iki takımın taraftarı, parlamentoyu arenaya çeviren vekiller, sokakta yumruklaşan gençler, birbirine girmiş kitleler… Evet, reklâm filmimizin her biri dikkatle sunulan kareleri bunlar.

Seyrettiğinizde kendinizi bir şekilde bu kavganın içinde buluyorsunuz. En zaman.jpgazından bizzat şahit olduğunuz bir manzarayla karşı karşıya kalıyorsunuz. İşte gerginliğin doruk noktasına ulaştığı bu anda bir ses çınlıyor kulaklarımızda. Onca sert görüntülerin arasından latif bir edayla, “Biz ne zaman ayrı düştük?” diyor. Çok kısa bir sessizlikten sonra cevabını da veriyor: “Anlamaktan vazgeçtiğimiz zaman.” Doğru bir soru, doğru bir cevap!

Uzun bir zamandan beri anlama gayretinin irtifa kaybetmesi, gerginliğin hayatımızı esir almasına sebep oldu. Her yerde, her bireyde kendini hissettiriyor bu gergin atmosfer. Oysa paylaşabileceğimiz o kadar çok değer var ki! Yeter ki olaylara bir başka açıdan bakma cesareti de gösterelim. “Karşıt” görülen herkesi anlama gayreti içine girelim. “Öteki” denilen kişilere karşı empatiyle yaklaşalım ve uzlaşma kültürünün tahammül sınırlarını zorlayalım. Şiddet görüntüleri akarken reklâmın son detay görüntülerinde bir annenin yavrusuna sarılıp onu bağrına bastığını, bir gencin elindeki sopayı bıraktığını görüyorsunuz. O çarpıcı sahneleri şu cümlelerle takip ediyoruz: “Tam anlamak için, tamamlamak için, ne okuyorsanız okuyun bir de zamanı okuyun!” Yani hem Zaman’ı hem de içinde bulunduğumuz çağı okuyun…

Ayrıca reklamı yapan Ogilvy‘yi kutlamak gerek…Unutmadan reklam filmini seslendiren,en sevdiğim oyuncular arasında olan Serra Yılmaz’ı nda ağzına sağlık.

peki sizce biz ne zaman ayrı düştük???

kalemi kıvrak.Fakat ruhu …

ah.gifAman efendim aman…Bu köşe yazarlarımıza bir haller olmuş durumda :P açıkcası ”etik” bulmasam da bu tarz atışmaları hoşuma gidiyor.ne demiş Haşmet Babaoğlu,Ahmet Hakan’a  ”kalemi kıvrak fakat,ruhu yavşak”  :P   açıkcası köşe yazarlarımızı okudukca kendimi bir ”aksiyon filminde” gibi hissediyorum…işte Haşmet Babaoğlu’nun o yazısı…

Bir zibidi var. Köşe yazarı
 
Çok büyük bir gazetemizde kendine köşe bulmuş bu kişinin işi sürekli ona buna sataşmak…
 
Ünlüler ve gazeteciler arasından hedef seçtiklerine laf atıyor; bunu yaparken zavallılıklarını, komplekslerini sergiliyor ve ne yazık ki bunları da polemik diye yutturmaya çalışıyor.
 
“Nasıl laf soktum ama…” duygusunun hain hazlarına kilitlenmiş halde yazıp duruyor.
Yazdığı her “acıtıcı” satırdan sonra da kötü tüccarlar gibi yağlı ellerini ovuşturup gülüyor.
Sonunda ne göreyim; benim adımı da geçirmiş bir yazısında, aklı sıra benimle ah.jpgeğlenmiş.
E, hakkını teslim etmek gerek! Kalemi kıvrak.
Fakat ruhu yavşak!
Kendisi gibi kompleksleri paçalarından akan ve yanından hiç ayrılmayan arkadaşıyla birlikte günlerini geçirdiği Teşvikiye kafelerinden birinde dün yüz yüze hesaplaşırken anladım ki fena halde de korkak!..
Adını anmıyorum. Çünkü biliyorum ki o güzel adı, bu adamdan utanıyor…

Onu burada daha fazla konu edecek değilim. Değmez.
Ama asıl anlatmak istediğim başka…
Medyaya yerleşmiş bu “kötülük” yuvalarından hepimiz sorumluyuz.
En kolay yollardan tiraj-reyting hedefleyen yayın yönetmenleri ve dedikodu şehvetinin kışkırtılmasına bayılan okurlar da sorumlu bu adamların yükselişinden.
Tamam, nihayetinde sel gider kum kalır.
Fakat olan mizah duygusuna ve estetiğine oluyor.
Beyinlerinde bir gram özgün fikir, kalplerinde azıcık olsun halis duygular taşımayan bu kişiler sürekli mizahın arkasına sığınıyor; sıkışınca “mizah yapıyorum” diyerek sıvışmaya çalışıyorlar ya…
İşte o bitiriyor beni!
 
HAŞMET BABAOĞLU 

 artık köşe yazarlarımız kendilerini okutmak için neler yapıyorlar köşelerinde…ee halen okumuyorsak ayıbın büyük çoğunluğu biz de….

şaka bi yana notu:Köşelerinizi kişisel amaçlarınıza alet etmeyin.Eğer bir fikir uğruna birbirinize KÜFREDİYORSANIZ sizi alkışlarım…cunku bir amacınız var…ama kişisel tartışmalarınızı köşeleriniz de dile getirmeyin…
 

bekleyiş…

Otobüs bekliyordum.Bekleyişim 40 dakika sürdü.Sinirlerim gerildi.Kafese kitlenene esir gibi yerimde dolaşıp durdum.Omuzlarım,boynum,vucudum gerildi.

Aniden zihnimde önemli bir düşünce hissettim.”şu anda sabrım güçleniyor.Geleceklerde üstlendiğim işlerde sabır ve tahammül gücüne ihtiyacım olacak.Sadece büyük sabrı olanlar,zorlayıcı işlerin üstesinden gelebilir.

Nasıl rahatladığımı nasıl sevindiğimi anlatamam.”Madem beklemem gerekiyor;bari zamanı faydalı düşüncelerle ve planlarla doldurayım dedim.Zihnim hemen ideallerimle ilgili planlarla doluverdi.Bir dakika sonra otobüs geldi.

Oradaki küçücük düşünce tüm duygularımı ve düşüncemi değiştirmişti

bu blogu kapatmaya karar verdim.zaten wordpress e de gıcık olduğumu söylemem gerek : )  blogger’dan yeni bir blog açacağım…şu aralar yoğunum ama fırsat bulunca açacağım…güle güle bye ;)

         hayal_kur.jpg

”Çaresiz kaldığın zamanlarda,git bir taş ustası bul ve seyret.Adam belki yüz kere vurur taşa.Ama değil kırmak,küçücük bir çatlak bile oluşturamaz.Sonra birden yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir.İşte o zaman anlarsın ki taşı ikiye bölen o son vuruş değil ondan öncekilerdir”         Jacob Riis

Sonraki Sayfa »


kimdir bu ben

makina mühendisi olmasına 1 yıl kalan (uzatmaları oynamazsa :P) kafasında gerçekleştirmeyi planladığı ve nefes almasınını sebebi saydığı bir ton ''idealleri'' olan ve bunları bir gün gerçekleştireceğinden emin olan ''post modern'' öğrenci tipi

Güzel Yorumlarınız :)

looserx2 on sınav muhabbetleri-1 :P
looserx2 on sınav muhabbetleri-1 :P
sercan on ”Genç Bakış” progr…
suveyda on yine ben ;)
Kadir Oğuzhan Şişman on ”Genç Bakış” progr…

if…eğer….

eğer bir daha dönmeyecek olan şu dakikanın 60 saniyesini koşarak doldurabilirsen,dünya altı ve üstüyle senindir ve artık insan sayılabilisin...

 

Temmuz 2009
M T W T F S S
« Jan    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

uğrayanlar...

  • 6,766 kişi